G Ü N D E M E D A İ R
TFF olağanüstü genel kurulu vardı bugün… Gündem 58. Maddenin bir defaya mahsus değişimiydi… Kürsüye gelenler, çok şeyler söylediler… Herkes işin kendine ait bölümünden tuttu… Sonuçta önerge reddedildi ve genel kurul “küme düşmeye devam” kararı aldı…
Bugünkü genel kurulda biri vardı ki kendisi için, takımı için için konuşmadı; ülkesi için konuştu… Ekonomik çarkların acımasızca döndüğü ve bütün ahlaki değerleri alt üst ettiği bir ortamda Şenol GÜNEŞ, “onurumla dimdik ayaktayım… Yöneticiler değişiyor ama : Fatih Terim, Mustafa Denizli, Rasim Kara ve ben bizler birer sembolüz ve hep buradayız” dedi ve ekledi: “para amaç değil araç olmalıdır. Kurallar, kişilere, kurumlara göre değil futbolun mantığına göre belirlenmelidir. Kurallar oluşturulurken futbolcu, hakem ve antrenör derneklerinin de görüşleri alınmalıdır.”
Şenol Hoca’nın yaptığı konuşmada dikkat çeken noktalar şunlardı:
1) “Futbolda para amaç değil araç olmalıdır. Futbolda kazanılanlar, futbolda eğitim için harcanmalıdır.”
2) “Benim zamanımda futbolcular, serseri ve ahlaksızlık olarak görülürdü, bugün bu anlayış ve futbolcular değişti; ama serserilik ve ahlaksızlık futbolun geneline yayıldı.”
Şenol Hoca’nın tespitleri, futbolun “para egemen” bir oyun olmaması için gereken lerdir ve bu konuşma ayakta alkışlanacak türdendir. Ortada bir yanlışlık varsa bu yanlışlığı yapan kim olursa olsun bedelini ödemelidir. Ama bizim ülkemizde yanlışlığın türüne göre değil yanlışlığı yapanın sıfatına ve konumuna göre bedel hazırlama çabası vardır.
Şenol Güneş, kürsüde konuşurken ben de işin bizimle ilgili boyutundan baktım olaya… Bizimle ilgili derken elbette turuncu sevdamızdan yani Adanasporumuzdan söz ediyorum… Özellikle son iki yıldır, yaşadığımız süreç tam da Şenol Hoca’nın değdi noktadır. Yani Adanaspor’da para araç olmaktan çıkıp amaç olmaya dönmüştür. Nasıl mı? Adanaspor yönetimi Ersan’ın Beşiktaş’a transferi ile yeni bir düşünce geliştirmiştir. Genç oyuncuları, süper lig takımlarına transfer ederek amaç olan paraya kısa yoldan kavuşmak… Okan Salmaz’ın, Cem Özdemir’in takımda yer bulması Levent Hoca’nın genç oyuncuları destekleme çabasından ötededir ve tamamen ekonomik mantıktır. Emrah Bedir’in her defasında ısrarla kiralık gönderilmesi de bu çaba ile ilgilidir. Son dönemlerde ise Adanaspor kalecisinin süper lige transfer olacağı söylentisi ortada dolaşmaktadır ki Levent Eriş, TRT de canlı yayında bunu duyurmuştur… Bu kalecinin Adanaspor taraftarı ile yaşadığı sorunlar, taraftara yaptığı hareket ve hatta yediği hatalı gollere rağmen ilk on birde tutulması, Türkiye’de kaleci sıkıntısı olması ve bu kalecinin süper lige gönderilerek kulübe para kazandırma arzusu ile ilgilidir. Yani işin özü Şenol Hoca’nın ülke gündemi ile ilgili tespitlerinden biri harfiyen Adanaspor için de vardır : “Para araç değil amaç olmuştur.”
Şenol Hoca, “ Benim zamanımda futbolcular serseri ve ahlaksız olarak görülürdü, bugün futbolcular değişti; ama serserilik ve ahlaksızlık futbolun geneline yayıldı.” diyor… Maç izlemeye değil kavga etmeye, rakibe, hakeme, futbolcuya küfretmeye gelen taraftar, parayı araç olmaktan çıkarıp amaca dönüştüren yönetimler, kendi taraftarına, rakip taraftara, rakip oyuncuya, hakeme küfreden futbolcular varsa bu ülkede “futbol ahlakı”ndan söz edilebilir mi?
Para kazanma hedefinde futbolcuyu araç olmaktan çıkarıp amaca dönüştüren anlayışlar da taraftarı hiçe sayıp transfer gözdesi yapmak istedikleri oyuncuları futboldaki hataları ve ahlaki eksikliklerine rağmen sahada tutar ve gerekirse tribünleri boşaltırlar ki bunun en net örneğidir Adanaspor… Çok değil daha sekiz dokuz ay önce Altay maçında tribünleri hınca hınç dolduran ve olay çıkartmayan, küfretmeyen taraftardan eser kalmamış, çoğu taraftar stadın yolunu unutmuştur… Bu olayı “ elit taraftar modeli” ile açıklama ise en hafif deyimle insafsızlıktır.
Öyleyse gelin hem ülke hem de Adanaspor için şu soruya yanıt arayalım: “ Güçlüler mi haklıdır, yoksa haklılar mı güçlüdür?”
Fatin Murat SEFERBEYOĞLU
26.01.2012
